Duyuru

Collapse
No announcement yet.

HABERKOLİK -finans haberleri . gazete dergilerde yayınlanan ekonomi haberleri

Collapse

X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #2
    borsada şok düsüs

    Flaş!!! Borsada şok düşüş!


    Ortadoğu`daki sıkıntılar ve 8 bankanın bugün Rekabet Kurumu`nda ihlalden ifade vermesi, piyasaları olumsuz yönde etkiledi.

    Borsa altı ay aradan sonra 60 bin seviyesinin altına sarkarken endeksteki kayıp yüzde 4`ü geçti.

    Bu seyir altında borsa günü 2 bin 574 puanlık kayıpla 58 bin 709 puandan tamamladı. Hisse senetlerinin ortalama olarak yüzde 4,20 oranında değer kaybettiği gün sonunda toplam 3,9 milyar TL civarında işlem hacmi gerçekleşti

    Yorum yap


    • #3
      Akkurt: "İtibarımın iki paralık hale getirildiğini düşünüyor muyuz?"
      Akbank A.Ş. Genel Müdürü Ziya Akkurt, bankacılık sektörünün, kuralları son derece belli, organize ve şeffaf bir sektör olduğunu bildirdi.

      Akkurt, "Bugün hukuk ve ahlakın temel ilkelerine tezat teşkil eden bu konu nedeniyle ben bankamız ve ülkemiz adına çok önemli bir işi bırakıp yurt dışından buraya geldim. Biz en uzun vadeli bono ihracını gerçekleştirmeyi hayal ederken, bugün burada ahlaksızlık yapan, rekabet etmeyen bir banka durumuna düşürüldük. Benim yurt dışındaki itibarımın iki paralık hale getirildiğini acaba düşünüyor muyuz?" diye konuştu.

      Akbank olarak, oluşturdukları rekabetçi ve sağlam temellere dayalı bankacılık hizmetleriyle bilindiklerini anlatan Akkurt, yapılan bu ithamların ekonominin finans sektörünün borsadaki değerini de olumsuzluk etkileyeceğini savundu.

      Yorum yap


      • #4
        Bu seviyeler bile riskli
        Tekrar merhabalar… Bir önceki analizimizi kısaca hatırlarsak: “200 günlük hareketli ortalama seviyesinin altında tahmin ettiğimizden fazla kalınması (4 işlem günü) borsada artık bir alt seviyedeki desteklerin görülme riskini artırıyor. Eğer tahminlerimiz doğrultusunda borsa hareket eder ve tekrar 200 günlük hareketli ortalama seviyesinin üzerine çıkamazsa 60 bin 312 seviyesi ilk önemli destek noktası olmak üzere 58 bin 967 ve 58 bin 17 desteklerine doğru endeksin hareket etmesi beklenebilir.”

        Endeks yukarıda da görüldüğü gibi tahminlerimiz doğrultusunda hareketini sürdürdü. 200 günlük hareketli ortalama seviyesine denk gelen 62 bin 749 seviyesini aşamayan borsa yönünü aşağı çevirdi ve yukarıda önemli bir destek noktası olarak gösterdiğimiz 58 bin 967 seviyesinin altına da sarktı. Bu nokta önemli. düşüşün bu kadar sert ve kısmen de olsa hacimli olması teknik açıdan olumsuz sinyaller. Bunun yanında kısa vadeli indikatörler de şu an için olumlu bir sinyal üretmekten uzak. Buna 200 günlük hareketli ortalamanın altında geçirilen beşinci işlem günü de eklenince borsada teknik anlamda oldukça olumsuz bir görüntüden bahsetmek yerinde olacak.

        Sonuç olarak; yukarıda teknik açıdan saydığımız olumsuz tabloya bugün Rekabet Kurulu'nun maaş promosyonlarına ilişkin olarak, sekiz büyük bankanın yetkililerini savunma vermeleri için biraraya toplaması düşüşün tetikleyen ana etmen oldu. Buna yurtdışı piyasalardaki olumsuz seyir ed eklenince borsanın 58 bin 967 desteğinin de altına sarkması kaçınılmaz oldu. Bu olumsuzlukların bundan sonraki işlem gününde de etmesi beklenebilir.

        Borsanın tahminlerimiz doğrultusunda hareket etmesi durumunda ise ilk aşamada 58 bin 17 seviyesindeki destek noktasının görülme riski oldukça yüksek. Teknik olarak burası önemli ve kuvvetli bir destek noktası. Borsanın bu seviye üzerinde tutunma çabası içerisinde olduğu bir seans izlenebilir. Ancak tekrar belirtelim görüntü olumsuz. Bu sebeple bu seviyenin altındaki destek noktalarını da senaryo için dahil etmekte fayda var. Bu bağlamda 58 bin 17 seviyesinin altına inilmesi durumunda 57 bin 481 ve 56 bin 658 seviyelerini görülme riski yüksek. Tekrar belirtelim borsanın teknik anlamda görüntüsünün olumsuz olmasının yanında siyasi kanattan da iyi haberler gelmiyor. Bu sebeple özellikle yeni pozisyon açmasın bu seviyelerden hala risk taşıdığını belirtmek isterim…

        Bol kazançlar…

        Mehmet ÇOBAN / bigpara.com

        Yorum yap


        • #5
          Rekabet Kurulu'nun 8 banka temsilcilerini maaş promosyonlarında rekabet ihlali gerekçesiyle bir salonda toplaması sonrasında ortaya çıkan manzara, bankacılık sektörünün zirvesindeki isimleri çileden çıkardı.
          Yaşanan gerilim, savunmalara da yansıdı ve sektörün duayenleri savunmalarını verirken, zaman zaman oldukça sert üsluplar da kullandı.
          ABD ve Avrupa'daki krizlere sebep olan bankaların yöneticilerinin gördüğü türden bir tavrı hak etmediklerini, Türk bankacılık sektörünü parmakla gösterilen noktaya getirdiklerini savunmaları sırasında dile getiren bankacıların avukatları da salondaydı.
          Avukatların savunmaları sırasında verdikleri bazı ayrıntılar ise oldukça ilginçti. Bunlardan en çarpıcı olanı ise banka yöneticilerinin kendi aralarındaki e-mail yazışmalarının iddianamede yer aldığını ima eden savunmaydı.

          Yorum yap


          • #6
            YALVARDIM "YAPMAYIN" DEDİM, DİNLETEMEDİM...DİNLEMEDİLER, İŞTE SONUÇ !!
            01 Mart 2011 Salı, 17:39:48

            ..Temmuz sonrasında yani İMKB'de "yeni düzenlemeler" İLE ORTAYA ÇIKAN TABLO ORTADA !!



            PEKİ DAHA ÖNCE NELER YAZMIŞ VE YAPMAYIN DEMİŞTİM...



            Hatırlatma 1 : "...İMKB yönetiminin attığı "alan-satanın" görülemeyeceği "kör havuz" uygulaması konusunda defalarca yazılar yoluyla uyarmaya çalıştım ! Dinletemedim, "olacak" dediklerim maalesef aynen hayata geçiyor ve İMKB'deki "körlükten" yararlanan "finansal Ergenekon" piyasaları sallıyor...Ekonomide "dalgalanma" üzerinden "siyasal hesaplaşma" başkadı, hayırlı olsun ! DOW endeksi 11,800-12,000 sınırında, çok önemli teknik hedeflerinden birini test ediyor, euro-dolar 1,35 üstünde yeni kanal açıyor, dünya piyasalarında "olumlu" bir hava ve en önemlisi 2011'e yönelik "olumlu beklentiler" var; Türk piyasaları "2007 sonrası krizde olmadığı kadar ağır darbeler" alıyor, dolar 1,60 üstünü zorluyor, İMKB krizde düşmediği şekilde % 3'e yakın değer kaybediyor...Peki neden oluyor ? Herşey olması "planlandığı" gibi OLUYOR ! Nereden mi biliyorum ? Bu köşede aylar önce yazdığım ve "bunlar olacak" dediğim yazılardan bazı alıntılar yapmak istiyorum.."

            Hatırlatma 2 : "...Türk borsasındaki "sistem", alanı-satanı-takası çok detaylı gösteren bir yapı! Kim, nereden, ne alıyor, kaça alıyor, takasında ne kadar var gibi detaylar son noktasına kadar servis ediliyor ve veri satan bir sisteme "çok düşük ücretlerle abone olanlar, internet üzerinden platformlar sayesinde" piyasanın röntgenini çekiyorlar... Son derece sağlıklı ve "şeffaf piyasa olma yolunda" üzerinde çok çalışılmış, çok acılar yaşanarak "elde edilmiş" bir ortam var! İşte değiştirilmek istenen de bu! İMKB yönetimi, "dünya bilgi çağına giderken" bilgiyi daha da artırmak ve piyasayı daha şeffaf hale getirmek yerine; "amatör yatırımcıyı" kör edecek şekilde "paylaşımı" kaldırmak ve "alanı-satanı-mal sahibini" bilinmez hale getirmek istiyor! Yılların birikimini "yok edip" yabancıların ve "büyük para-mal sahiplerinin" hareketlerinin "piyasa tarafından görünmez" hale getirilmesine çalışıyor! Söylemleri de çok ilginç; yabancılar istiyor! Aslında kötü niyetli olduklarına veya gerçekten yapmak istediklerine de inanmıyorum; küresel sermayenin baskısı altındalar..."

            Hatırlatma 3 : "...Piyasa zirvede, yabancılar "boğazına kadar malda" ve "nereden ne aldıkları-ne sattıkları-ne tuttukları" belli olsun istemiyorlar! Çakıp gitmek için böyle bir düzenlemeye ihtiyaçları var! Önümüz referandum ve seçim! İMKB şimdi "bu özelliğini" kaybetmek üzere! Böyle bir "hata asla yapılmaz" diyorum, böyle düşünüyorum ama "ne olacağı da belli olmaz, burası değişik bir ülke"! Aynısını daha önce Yunanistan'da yaptılar ve "Yunan halkını" soydular! Böyle bir yapıya izin verilirse daha doğrusu "var olan mükemmel yapı" bozulursa, aynen 2001 krizinde olduğu gibi "siyasi tercihlerimizi kökten değiştirecek" finansal dalgalara maruz kalabiliriz...Önümüzdeki günlerde "içeride ve dışarıda" var olan yapıyı değiştirmek isteyenler; 57. Hükümeti "götüren dalga" benzerini "yaratmak" isteyebilirler! Türkiye'nin son 60 yılı şu tezi kanıtlıyor:Siyasi tablodaki "büyük paradigma kaymaları" ekonomik-finansal tabanlı gelişmeler sonrası ortaya çıkıyor, buna askeri müdahaleler de dahil. Şimdi "aynı değişimi isteyenler" bu ipe sarılabilirler. Türk ekonomisini düzenleyen resmi kurumlar dikkatli olmalı..."

            Değerli dostlar, aylardır "DİKKAT" diyorum, aylardır "yaşananları" görerek daha da üzülüyorum...Ülkem "bermuda şeytan üçgenine sokuluyor" ve maalesef elden bir şey gelmiyor...

            Sonuç : Temmuz ayından beri yapmayın "çok kötü çökeceğiz" diye bağırıyorum, yine de yapıyorlar ! Olan Türkiye'ye oluyor ve spekülatörler "hem para kazanıp, hem de finansal dinamikler üzerinden siyasi hesaplaşmalara" giriyorlar...

            Son söz : Bir milyon kere de olsa aynı tekrarı YAPACAĞIM ! Türkiye'ye zarar veriyorlar, neden kimse "DUR" demiyor !

            Çok önemli not : Temmuz sonrası yaşananların dünya piyasalarıyla alakası olmadığı gibi, son 15 günde ortaya çıkan İMKB'deki "FACİA'nın" Libya ile alakası yok ! Neden İtalya'da olmuyor !! Bir düşünün lütfen, bir düşünün "NELER OLUYOR" !


            habertürk yigit bulut

            Yorum yap


            • #7
              Libya Ulusal Petrol Şirketi Başkanı Şükrü Ganem, ülkedeki olaylar nedeniyle yabancı petrol işçilerinin ülkeden ayrılması sonucu ''petrol üretiminin yüzde 50 düştüğünü'' söyledi.

              Ganem, yaptığı açıklamada, Libya'daki petrol tesislerinin tamamının güvende olduğunu belirterek, ''Bütün rafineriler, petrol tesisleri ve petrol sahaları güvende ve koruma altında bulunuyor'' dedi.

              Petrol tankerlerine Brega limanının yanı sıra diğer limanlarda petrol dolumu yapıldığını belirten Ganem, ülkenin yabancı işçilerin dönmesi için güvenli olduğunu savundu.

              Libya'daki şiddet olayları nedeniyle uluslararası şirketler ve devletler kendi işçileri ve vatandaşlarını bu ülkeden tahliye etmişti.

              Enerjiden sorumlu AB Komisyonu üyesi Guenther Oettinger, Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin petrol ve doğalgaz sahaları üzerindeki kontrolünü kaybettiğini, petrol ve doğalgaz sahalarının büyük bölümünün kontrolünün bölgesel ailelerin ya da ayaklanma ve kaos sonucu ortaya çıkan bölgesel liderlerin ellerinde olduğunu açıklamıştı.

              Bu arada Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Baş Ekonomisti Fatih Birol de Libya'nın günlük 1,6 milyon varil olan petrol üretiminin yarı yarıya azaldığını söyledi.

              Bunun piyasaya petrol arzında bulunanlar için iyi haber olmadığını, ancak Suudi Arabistan'ın petrol açığını kapatmaya hazır olduğunu göstermesinin rahatlatıcı olduğunu belirten Birol, fiyatların bu yılın geri kalanında yüksek seviyelerde seyretmesi halinde bunu küresel ekonomik toparlanma için ciddi risk oluşturacağı uyarısında bulundu.

              Yorum yap


              • #8
                TÜPRAŞ, bugünden geçerli olmak üzere benzine 5 kuruş zam yaptı. Böylelikle şubat ayında yapılan zam tutarı 25 kuruşu buldu. Zammın ardından İstanbul’da 95 oktan benzinin litresi, 4.03 TL’den, 4.08 TL’ye çıktı. HABERTÜRK’ün görüştüğü sektör temsilcileri, petroldeki artışa işaret ederek, gerek benzin gerekse de motorinde yeni zamların gündeme gelebileceği sinyalini verdi.

                PETROL FİYATLARI FIRLIYOR
                Sektör temsilcileri, Türkiye’nin alım yaptığı Akdeniz piyasasına işaret ederek, “Ocak ayının başında 841 dolar olan benzinin tonu Tunus, Mısır ve Libya’da yaşanan halk ayaklanmaları sonrasında 950 dolara kadar çıktı. TÜPRAŞ, bilindiği gibi geçen hafta benzine 8-9 kuruş zam yapmıştı. Aslında TÜPRAŞ’ın 5 kuruş daha zam yapabilecek opsiyonu bulunuyordu. Bunu çift haneli zam yapmamak için bekletti. Bu arada petrol fiyatları artamaya devam etti. TÜPRAŞ da zammı yaptı” yorumunu yaptılar

                Olcay Aydilek- GAZETE HABERTURK- HT

                Yorum yap


                • #9
                  2001-2007 arasında 'Finansal Ergenekon' Türkiye'nin kanını emdi!
                  01 Mart 2011 Salı, 19:08:18
                  ..


                  2001 krizi sonrası ortaya çıkan, "finansal olan ile makroekonomik olanın" ayrıştığı sistem içinde, en çok kimler kazandı, hiç araştırdınız mı?


                  Bazı "sayısal" tespitler yapalım...

                  Sıcak paranın 2002-2007 Kasım arasındaki kârı; her 1 dolara karşılık 5-55 dolar arasında... Türkiye aynı dönemde yabancı para cinsinden giren kaynağa, en fazla kazandıran ülke oldu... Borsada işlem gören şirket değerlerinin toplamı 20012007 arasında 1'e 4'ten fazla arttı... En fazla prim yapan İMKB-30 hisselerinde yabancı payı yüzde 92'lere kadar çıktı... 2002 sonrası 1 dolar bozan 300-500 bin TL arasında kur farkı ve yüzde 100'lere varan basit faiz kazandı... 2001 sonrası kurulan IMF destekli-Derviş modelinde dolar veya Euro bozup TL enstrümanlarında yatırım yapanlar, Türkiye'den inanılmaz getiriler elde ettiler... Dikkat edin lütfen, altını çiziyorum; bu yapı "2002-2007" arasında "eksiksiz" ve mükemmel olarak çalıştı!
                  Peki "Türkiye'nin kanı" kurulan düzenle emilirken, 2002-2007 arasında yani dünya "zirveler" yaparken, Türk ekonomisi "reel anlamda" ne kazandı?
                  Cevabı çok zor olmasa gerek: Hiçbir şey kazanmadı! Finansal dinamikler, makroekonomik dinamiklerden koptu. Sıcak para, piyasalarda sonuçları değiştirip hatta makro çarklarda "girdi" olarak üretilen döviz kuru gibi dinamikleri etkilerken, reel sektör diğer tarafa sesini duyuramadı. Cari açık arttı, dış ticaret açığı rekor seviyelere ulaştı. Bazı sektörler rekabet edemediği için tamamen yok olurken, Türkiye bir ilke imza attı: Ekonomisi her yıl rekor seviyede büyüyen bir ülkede işsizlik arttı... Dikkat edin lütfen, bütün bunlar "20022007" arasında yani Türkiye'nin "BÜYÜR-UÇAR" göründüğü dönemde oldu! Kanımız emildi ama biz "sevindik"!
                  Bu noktada başka bir soru soralım: Ülke kazanmadı, peki büyüyen "finansal" pasta içinde payı yüzde 1'in altında olan Türk halkı, bu sıcak para dinamiğinden ne kazandı? Reel olarak hiçbir şey kazanmadı. Ekonomi büyüdü ama alım gücü veya hayat standartları değişmedi. Evdeki işsizler yine iş bulamadı. Rahatlama görülen tek alan; artan kredi imkânları ile sıcak paracıların kazandıklarının onlara "borç olarak" daha dalgasız bir ortamda dağıtılması oldu... Daha açık yazayım: 2002-2007 arasında Türk halkının da kanı emildi! 2004 yılında Türkiye 70 katrilyon faiz gideriyle Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı!
                  Bu noktada en önemli soruyu soralım: Finansal olanın makroekonomik olandan koptuğu bu sistemi kim kurdu?

                  Değerli dostlar, bu yapı "KADEME KADEME" hayata geçirildi. 1854 sonrası başlayan borçlanma "ilk nüve" olurken 1946 devalüasyonu, 1980 sonrası ve 1994, 2001 gibi "dönemeçlerde" her bir "taş" konuldu! "Kanı pompayla taşıyan" ve "emene göre mükemmel olan" yapı ise tam olarak 2001 sonrası Türkiye'nin yeniden borçlandırılarak IMF ile anlaşmasıyla o günün Ekonomi Bakanı Derviş tarafından kuruldu...



                  Sonuç: Bir ülkenin "kanı" sadece "siyasal-sosyal" olarak emilmez. Ekonomik "transfer" mekanizmaları kurulamaz ise "esas emilme" daha başlamamış demektir. Türkiye'de 1946 sonrası "büyüyen emiş sistemi" 2001 sonrası "tam olarak" yerleşti ve 2007'de sökülüp atılma işlemi hayata geçti!



                  Son söz: 2007 sonrasında "ayağa kalkan siyasi irade" IMF'yi "Türkiye'den kovarak" bu düzenin yıkılması için ilk adımı attı. Sonrasında "dünya krizde olmasına" rağmen faiz yüzde 10'un altına geriledi, Türkiye nefes almaya başladı! Şimdi 2001 yılında "şeker piyasamızdan sağlık sektörümüze" kadar sokulan bütün "hançerleri" tek tek çıkarmamız gerekli. Tuzak sadece "finansal" olarak kurulmadı, şeker yeme hakkımız elimizden alınırken başta "Telekom" olmak üzere "15 günde 15 yasa çıkarılarak" her alanda "transfer mekanizmaları" kuruldu! Şimdi Türkiye'yi "damarına bağlı kanüllerden" kurtarma zamanı! UYAN TÜRKİYE!



                  Çok önemli not: Size çöken "finansal Ergenekon'un resmini" göstermek istiyorsanız gösterge faiz grafiğine bakın "çöküşü" görün!

                  Yorum yap


                  • #10
                    Meyve ve sebzelere "tül" koruma
                    Adana’da faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen dokunmuş ve örülmüş plastik ambalaj üreticisi firmanın, sebze ve meyvelerde oluşabilecek güneş yanığı, rüzgar, dolu, yağmur ve kuşların zararlarını önlemek amacıyla ürettiği "UV katkılı Monofilament Koruma Tülleri", Türkiye’nin elma bahçelerinden Yunanistan’ın kıraç arazilerindeki zeytine, İspanya’daki şaraplık üzüm bağlarına kadar dünya çiftçisinin hizmetine "Türk" markasıyla giriyor.

                    Yorum yap


                    • #11
                      Türkiye İhracatçılar Meclisine (TİM) göre, bu yıl şubat ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,19 artışla 10 milyar 164 milyon 614 bin dolar olarak gerçekleşti.

                      TİM tarafından Denizli İhracatçılar Birliğinde düzenlenen toplantıda, şubat ayı ihracat rakamları açıklandı. Açıklamaya göre, bu yılın ilk 2 ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22,56 artışla 19 milyar 725 milyon 771 bin dolar olarak gerçekleşti. Son bir yıllık ihracat ise yüzde 15,32 artışla 117 milyar 530 milyon 760 bin dolar oldu.

                      Şubat ayında en fazla ihracatı 1 milyar 615 milyon dolarla otomotiv sektörü yaparken, demir çelik sektörü 1 milyar 305 milyon dolarla ikinci, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü ise 1 milyar 304 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Türkiye’de 2010 yılında işsizlik oranı yüzde 11,9 olarak belirlendi.

                        Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Hanehalkı İşgücü Araştırması, "2010 Yıllık sonuçlarına" göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı 2010’da bir önceki yıla göre 425 bin kişi azalarak, 3 milyon 46 bin kişiye düştü.

                        İşsizlik oranı, geçen yıl bir önceki yıla göre 2,1 puanlık azalışla yüzde 11,9 seviyesinde gerçekleşti. 2009 yılında işsizlik, yüzde 14 olarak açıklanmıştı.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Özince: "Bankalarımız koç gibi"
                          İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, kredi genişlemesinin önüne geçilmezse sözlü uyarının ardından çeşitli önlemlerin alınmasının banka bazında olunabilecek şeyler olduğunu, fakat bunun dünyanın sonu olmayacağını söyleyerek, "Bankalarımız koç gibi" dedi. Özince, Türkiye’de kriz olmadığını, belirterek, "zorla kriz aranmamalı" diye konuştu.

                          Yorum yap


                          • #14
                            İstanbul Kapalıçarşı’da 24 ayar külçe altının gram fiyatı 73,50 liraya yükseldi.

                            Serbest piyasada geçen hafta 72,40 lira seviyesini görerek rekor kıran altın, bugün de yükselişini sürdürdü. 24 ayar külçe altının gram fiyatı bugün alışta 73,15 lira, satışta 73,50 lira oldu.

                            Yorum yap


                            • #15
                              New York Borsası, güne yükselişle başladı.

                              Borsanın açılışında, düne göre, Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,26 (32,39 puan) artarak 12.258,73 puan oldu.

                              Açılışta, Standard & Poor’s 500 Endeksi yüzde 0,37 (4,87 puan) değer kazanıp 1.332,09 puana, Nasdaq Teknoloji Endeksi ise yüzde 0,24 (6,58 puan) artıp 2.788,85 puana ulaştı.

                              Yorum yap

                              Hazirlaniyor...
                              X